Bir tanesinin taraftarı çok acaipti. Taa nerelerden gelip, hayran kalanlar oluyordu. UEFA, FIFA ve dahi futbolun bilumum yetkili kurum ve kuruluşları, tebrik için Taksim'e kadar kuyruk olmuştu bu yüzden. Araya kaynayanlar kınanıyordu. Stadyumdan semaya yükselen sosyal bilinç bin beş yüz, desibel ise on yüz bin milyondu. Tesadüfen oradan geçenler, huşu ile bir üçlü çekip, Beşiktaşlı oluyorlardı.Diğerinin transferleri muazzamdı. Türk ve Dünya futbol tarihi, hiç bir zaman bu derece çalkalanmamıştı. Hele çekirdekten yetişen bir genç oyuncu vardı ki aman yarabbi! Messi'nin, hasbelkader izlediği bir maçta, bu genç oyuncuyu gördüğünde "Tahtım elden gidiyor" diye bağırarak, sağa sola koştuğunu söylüyordu kulübe yakın kaynaklar. Türkiye Ligi zaten garantiydi. Avrupa Kupası ise büyük ihtimaldi. Puan ve gol rekoru mu? Puan kesin kırılacaktı, ona ne şüphe! Fakat "103 golü ne kadar geçsek acaba?" diye düşünüyorlardı. 110 mu olsun, 120 mi?
Bir tanesinin tribünleri bir tuhaf oldu, geçen günlerde. Yumurtalar, başkan gözyaşları, yenge alkışları falan derken "At kadehi elinden. Bin parçaya bölünsün"
Diğerinin takımı tarumar oldu, yine aynı zaman diliminde. "Her maç kazanılır" deniyordu, beraberlikler geldi. "Her maç en az beş olur. Formsuz da olsalar üçten aşağı düşmez" deniyordu, üç tersten geldi.
"Büyük lokma ye, büyük söz konuşma" lafını sadece belli insanlar için söylememiş ata taifesi. Rengi ister sarı-lacivert olsun, ister sarı-kırmızı, ister siyah-beyaz; herkes için geçerli. Daha iki hafta önce "Kadıköy'ü Fener'e dar etmeye" hevesli toplulukların ettiği büyük sözler, boğazlarından geçmiyor şimdi. Nasıldı o tezahürat sahi?
"Hayal mi görüyorsun, yoksa rüya mı?"
2 yorum:
eküriler ne olacak
Simdi de bizim taraftar buyuk konusmaya basladi. Daha bir hafta once yerden yere vuruluyordu takim. Kimsenin ayari yok.
Yorum Gönder