3 Kasım 2009 Salı

Gönlüm Yine Sende

İstanbul'da yağmur kıyamet. Merak ediyorsun, soramıyorsun. Sonra, piyangodan büyük ikramiye vurmuş gibi seviniyorsun kendiliğinden haber gelince.... İnsanoğlu yetinmiyor. Yine bekliyorsun, yine ses gelmiyor. Yatağa gittiğini bilmeden, uyuyamıyorsun. Derken, hoppala sabah oldu. Oysa daha gece orada... Ve arada dört saat var koskoca.

Sonra bir gün, iki gün... "Nasıl geçti habersiz, o güzelim günlerin" diye mırıldanırken, bir cesaret "Selamınaleyküm", cevap sadece "ve aleykümselam"

Sessizlik... Göt kadar odada, rakının olmadığı yerde votkaya Abdurrahman Çelebi muamelesi. Fonda da aşağıdaki kürdilihicazkar İstanbul şarkısı. İstanbullu'ya ithafen...

Muntazır teşrifine hazır kayık.
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık.
Pembe mantinden ferace pek de şık.
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık.

Kırma lutfet hatır-ı mestaneyi.
Süslenip tak zülfün üzre şaneyi.
Eyle ihya semt-i Kağıthaneyi.
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık.

Hiç yorum yok: