21 Ekim 2010 Perşembe
Küçük Fikret.. Büyük İşler..
Çok şık oldu. Çok güzel oldu.
Televizyondan yayınlanıp, yayınlanmadığını, bundan sonra aralıklarla verilip, verilmeyeceğini Türkiye'de olmadığım için bilemiyorum ama bir ümit, bekleyeceğiz.
Tarihi hatırlamadan, Fenerbahçe'yi Fenerbahçe yapanları kitlelere öğretmeden geçen her gün, cahiller ordusu ve dalkavuklar sürüsü yaratır. Yarattı da nitekim.
Başta spor kulüpleri olmak üzere, nüvesi insan olan camiaların unutmaması gereken ilk şeyi hatırladık nihayet.
Şimdi sıra gerisinin gelmesinde...
Emektarlarını Murat Alyüz gibi değil, Fikret Kırcan gibi yaşasın Fenerbahçe.
20 Ekim 2010 Çarşamba
Türk Sporunun Özeti
Fenerbahçe'si olsun, Galatasaray'ı olsun, Beşiktaş'ı olsun, hangisi olursa olsun; küçük ve yerel bazı örnekleri bir kenara bırakacak olursak Türk sporunun özetini çıkartmak için fazlaca söze ihtiyaç yok.
Bugün, derbi maçın hemen öncesinde Galatasaray cephesinde ortaya çıkan durum, dün Fenerbahçe'de vardı. Öncesinde orada, burada, her yerde..
O, her fırsatta itin götüne sokulan ve "Aman mirim, geçiniz Allah aşkına..."lar ile aşağılanan "taraftarlar" vizyonsuz ve bilgisiz, yöneticiler hasbelkader Türkiye'de büyüklerin başında oldukları için vizyonlu öyle mi?
Olacak denenlere, o sürece eşlik edenlere ve en sonunda olanlara bakın. Ne demek istediğimiz ve kimin ne olduğu, daha iyi anlaşılır.
Türk sporunun özeti mi? İşte şu üç tanesi:
1. Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı
2. Eşek ölecek, ters dönecek, siki güneş görecek
3. Halayık kapıyı sikildikten sonra kapatırmış
19 Ekim 2010 Salı
Güvenlik ve Pankart
Cumhurbaşkanlarımızın genellikle iştirak etmediği Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın güvenlik toplantısı yapılmış.
"...güvenlik açısından iki takımın taraftarlarının da salona pankart sokmasının ve yanlarında çakmak, bozuk para gibi sert cisimler taşımalarının yasak olduğu" bildirilmiş.
Bozuk paraların dışarıdan içeriye kabul edilmediği halde, içeride büfeden bütün para karşılığında satın alınan malzemelerin para üstü olarak verilmesi geri zekalılığı bir tarafa, pankart denen şeyin güvenliği nasıl tehdit edeceği konusunda açıklayıcı bilgi yok. Olmaz tabii. Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmemek lazım.
Mesela Mavi Boncuk'ta, Emel Sayın'ın halıya sarılması gibi, bir takım taraftar-teröristler pankarta sarılıp, içeri alınabilir. Aman Allah korusun!
Veyahut da kulüp başkanlarını eleştiren pankartlar açılabilir. Neeeey!
Zaten bu gelecek olanlar var ya; çoğu basket olunca "gol" diye bağıran tipler. Spor bilgileri de yok. Hiç unutmuyorum, Dünya Şampiyonası'na gelmişler geçende. Çocuğun teki sahada kıçını yırtıyor. Çıkarken bir kişi alkışlamadı. Memleket, memleket olsa, o gayretkeş basketbolcu oyundan çıkarken salonun kolonlarına kafa atarlardı. O yüzden "Taraftar" denen bu manyak sürülerini bir kenara bırakalım.
Hoş, bir yandan da aklım almıyor. Bu İtalya'da falan bir sürü pankart oluyor da neden güvenlik sorunu olmuyor diye. Hayır, orası da Akdeniz ülkesi. Heyecan falan. Enteresan...
- Hamiyeet! Kaç kız kaaaç!Yukarıdaki resimde pankart var! Üstüme iyilik sağlık!
Fenerium'da Akıl Tutulması
Barış Gerçeker, bugün twitter'da "kurumsallık" dedi. Yani gönül telimizi ve akıl sağlığımızı titreten kelimeyi zikretti. Sonra da tuttu, bu yukarıdaki resmi koydu. Halbuki görmesek, daha mutlu, daha mesut insanlar olarak hayatımıza devam edecektik. Alacağın olsun adaş!
Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır, anlamak mümkün değil.
Adı "Fenerium" olan organizasyonun içerisinde Fenerbahçe taraftarı olan kaç kişi vardır, bilinmez. Malum, Fenerbahçe çalışan kadroları arasında bolca UltrAslan üyesine rastlamak da mümkün. Velev ki hepsi Fenerbahçeli olsun, bu nedir, birisi izah edebilir mi? Taraftarın nabzını tutmak mı? Fenerium olarak, Galatasaray'ı mı bağladınız? Hakemi mi ayarladınız? Deja Vu yaşanacağının garantisi ne? İş ki önümüzdeki maç berabere bitti. Ne olacak?
Aksini düşünelim... Galatasaray ile kupa finaline çıksak, maçtan önce bunun 5-1 versiyonunu yaptırsalar, tutup maçı kazansak... Ne yaparız?
Aynı Fenerium "mahzun" ve "mahsun" kelimelerini karıştırıp, "Bir mahsun mor menekşe" yazmıştı da, insanlar "Mahsun kelimesinin anlamı kuvvetlenen, güçlenen. Yanlış yazmışsınız" deyince "Aman yahu, kim bilecek?" diye cevap vermişlerdi.
El elin eşeğini türkü çığırarak ararmış. Fenerbahçe'de elden de, el eşeğinden de geçilmiyor. Maşallah!
Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır, anlamak mümkün değil.
Adı "Fenerium" olan organizasyonun içerisinde Fenerbahçe taraftarı olan kaç kişi vardır, bilinmez. Malum, Fenerbahçe çalışan kadroları arasında bolca UltrAslan üyesine rastlamak da mümkün. Velev ki hepsi Fenerbahçeli olsun, bu nedir, birisi izah edebilir mi? Taraftarın nabzını tutmak mı? Fenerium olarak, Galatasaray'ı mı bağladınız? Hakemi mi ayarladınız? Deja Vu yaşanacağının garantisi ne? İş ki önümüzdeki maç berabere bitti. Ne olacak?
Aksini düşünelim... Galatasaray ile kupa finaline çıksak, maçtan önce bunun 5-1 versiyonunu yaptırsalar, tutup maçı kazansak... Ne yaparız?
Aynı Fenerium "mahzun" ve "mahsun" kelimelerini karıştırıp, "Bir mahsun mor menekşe" yazmıştı da, insanlar "Mahsun kelimesinin anlamı kuvvetlenen, güçlenen. Yanlış yazmışsınız" deyince "Aman yahu, kim bilecek?" diye cevap vermişlerdi.
El elin eşeğini türkü çığırarak ararmış. Fenerbahçe'de elden de, el eşeğinden de geçilmiyor. Maşallah!
Moskova Merkez...
Kafasına göre herkes...
İş yeri olarak mukim bulunduğumuz yerin hafif uzaktan alınmış bir fotoğrafı.
Bir adımda oraya gidilebilecekmiş gibi duruyor ama arada nehir var.
Nehirin üzerinde tekneler var. Gidiyorlar, geliyorlar
Teknelerin bazıları lüks otel.
Evlenince, barklanınca maaile gelmek lazım buralara. Güzel şehir vesselam..
Karga Bar 14 Yaşında
Facebook'ta bir etkinlik gördüm.
"Katılacak - Belki Katılacak - Katılmıyor" şıklarından üçüncüye düştüğüme üzüldüğüm çok nadir hadiselerden birisi...
"Karga Bar 14 Yaşında" imiş.
Karga deyince, blogun geleneksel cümlesi geliyor aklıma. Bıkmadan tekrar.
"Velhasıl-ı kelam; tam terk-i diyar eylerken, zamanında can vermiş olan can alıcı tarafından "Marş" komutu verilerek, gözlerimin önünden akıp gitmeye başlayacak olan film şeridi biçimindeki "Hatıralar Resmi Geçidi"nde; "Kıt'a dur" komutu vereceğim belki de tek lahzanın geçtiği yer Karga..."
Çok uzun zaman oldu.
Cataclysm
World Of Warcraft'ın Cataclysm'i 7 Aralık tarihinde raflara düşecek. Aşağıda fragmanı, yukarıda ise özel mouse ekipmanını görüyoruz ve "aharoheeyyyy" diye bağırmaktan kendimizi alamıyoruz.
Azeroth'ta bir yerlerde bıraktığımız 80 level hunterı ele alma vakti geliyor.
18 Ekim 2010 Pazartesi
Fazla Soğuk ve Kafayı Kırmak
Moskova'ya gelir gelmez netameli bünyenin ve soğuk havaya değişimin hakkını verip, zatürrenin başlangıcına yakalandık.
Hafif yatırdı, devirdi ama tez zamanda iyice ayaklanmak gerek; iş güç beklemez.
24 Ekim'de, Türkiye'de derbinin olduğu gün, Dinamo Moskova - Lutz Moskova maçı var, Vladimirskaya'da. Nasipse bizim Onat'ın yanında, orada olacağım.
"Dinamoluyuz biz yoktur inkarımız. Bastonla ... ..... ihtiyarımız"
Yukarıda Dinamo Moskova tribünün kafa adamlarından birini görüyoruz. Ya da gördüğümüzü sanıyoruz!
15 Ekim 2010 Cuma
Böyle Evrak Bürokrat Bayıltır
Bizim memlekette evrak kürek işi bitmedikçe tuhaflık da bitmez. Şu evrakın düzenlenmesi talimatını veren kafa da, yazan eller de ziyana yaşıyor. Küfür edilmiştir, bitti.
Buna bu kadar kafayı takmayı da anlamıyorum ya, hadi neyse!
Hain Listesinde Değişiklik ve Kitle Afallaması
Fenerbahçe yönetim kurulunun, her yıl bin bir emek vererek üzerinde çalıştığı "Fenerbahçe Hainleri ve Düşmanları" listesinin 2011 versiyonuna dair son hazırlıklar tamamlandı. Yeni listenin Ocak ayı ortalarında faaliyete geçmesi bekleniyor.
Kulübe yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre HBK ve SSS bu sene de "iç bedhahlar" sıralamasında ilk ikide yer alıyor.
Bu ikilinin hemen arkasında görmeye alıştığımız TK'nın ise büyük bir sürprizle "muteber" isimler arasına geçtiği, sızan bilgiler arasında.
Yönetmelik gereği, bundan böyle kısaltma ile anılamayacak olan Tahir Kıran'ın yerine, Ali Şen'in listeye girmesine karar verildi.
Geçtiğimiz günlerde çeşitli haber sitelerinde duyurulan bu gelişmelerden sonra, dün akşam saatlerinde Şükrü Saracoğlu Stadı önünde toplanan iki yüz civarında Fenerbahçe taraftarının yeşil-siyah kravat yakma eylemi yaptığı görüldü. Daha sonra topluca ağlayarak, sarı renk bir kravata sırayla gözyaşlarını silen grup adına basın açıklaması yapan bir taraftar, "Senelerdir düşman saydığımız bir ismi kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Başkanımız neylerse güzel eyler. 'Sövün' dedi, sövdük. Şimdi 'Sevin' diyorsa tabii ki seveceğiz. İlk aşamada biraz zorluk çekeceğimiz kesin ama insan nelere alışmıyor ki." dedi.
Bu esnada yanındaki arkadaşına "Abi bizim hür irademiz, bilincimiz yok mu? Neden sürekli talimatla hareket eder gibi, incelemeden araştırmadan, söylenen her şeye inanıyoruz?" diye soran bir diğer taraftar, kafasına cilt haline getirilmiş "1999-2010 Faaliyet Raporları" vurulmak suretiyle bayıltılarak, etkisiz hale getirildikten sonra grup olaysız bir şekilde dağıldı.
Diğer yandan, taraftar forumlarında da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Haberin netlik kazanmasının ardından bazı yazılanlar şöyle:
"Fenerbahçe için kim hatasını anlayıp, Aziz Yıldırım ile anlaşmışsa onu sırtımda taşırım. Geçmişte ne yaptığının önemi yok. At pazarında eşek osurmuyor; Aziz Yıldırım'ın talimatından bahsediyoruz. Yeter ki Fenerbahçe'ye gol olmasın. Bu uğurda Aziz Yıldırım gelip, ağzımın orta yerine hacet giderse sesimi çıkarmam. Büyük başkanımız... Yarabbim dilimi durduramıyorum"
"Haddim değil ama Aziz Yıldırım bence hata yapıyor. Yani haddim olmadan söylüyorum, neticede ben sadece bir taraftarım, o da koskoca Fenerbahçe başkanı. Hem de kulübümüze çağ atlatmış bir insan ama bu durum, o yüce şahsiyetin zaman zaman az da olsa eleştirilmeyeceği anlamına gelmemeli. Tabii saygısızlık yapmamak lazım, çünkü makama saygılı olmak zorundayız. Yani diyeceğim o ki sayın Aziz Yıldırım, Tahir Kıran ile barışmamalı. Eleştirdiğim sanılmasın. Yine en iyi kendisi bilir. Biz ona buradan akıl verecek değiliz. Saygılar başkanım. Lütfen yanlış anlamayın. Ben size karşı çıkmak değil de şey yani. Siz en iyisini şey edersiniz. O bakımdan.."
14 Ekim 2010 Perşembe
Bunu Tüm Türkiye Bilsin
Esat Yılmaer'in efsane Chicago röportajı hepinizin malumu. Şimdilik onu aşıp da literatüre "muhteşem" olarak girebilecek başka bir şey yok, uzun zaman da olmayacaktır...
Semih Erden, NBA'e gittiğinden bu yana yazılıp çizilenler, güzel şeyler.
Yalnız geçende bir röportajın Türk basınındaki yankılarını okurken, Esat Yılmaer'i anımsayıp, hafif tebessüm ettim.
Shaquille O'Neal, Semih için "onu kardeşim gibi görüyorum. Bunu tüm Türkiye bilsin" demiş.
İlk kısımda bir şey yok ama ikinci cümleye takıldım ben. Devamı "Akıllı olun lan. Massachusetts merkez, kafasına göre herkes" şeklinde gelecekmiş gibi duruyor.
İlgili cümlelerin alındığı söyleşi, büyük ihtimalle şuradaki olacak.
Münir Özkul'a Sevgi Duruşu
Hangi birisini söylesek kafi gelmez.
Mahalle köşelerinde "Ulan bir de şey vardı ya..." deyip, peşine bin beş yüz kez izlediğimiz filmlerinin, en komik sahnelerini anlatarak büyümüş bir nesiliz.
Biz gitmeyeceğiz de kim gidecek ustanın yanına!
Moskova'dan sevgiler Mahmut Hocam...
13 Ekim 2010 Çarşamba
Şili'de Halk Bugün Savaşırken...
Madende ölüm, bazı yerlerde kader değil demek.
Bazı ülkelerde "İnsandır. Ölür, ölür bitmez" denmiyor demek.
Bazen "Güzel ölüm" hikayesiyle kolaya kaçıp, insanları teselli etmek "sorumluluktan" sayılmıyor demek.
Ve bazen değil, sık sık, ne zaman bir konuyla ilgili küçümseyerek yapılan "Bizde olsa şöyle olurdu" yorumunu duyuyorum Türkiye'den, hemen aklıma yukarıdaki karikatür geliyor.
Şili halkına selam olsun.
Cumhurun Başı Kupa Vermez mi?
Cumhurbaşkanı, kendi adına düzenlenen kupaya yine katılmadı. Sadece bugüne ait bir sorun değil ortadaki. İsimler değişiyor ama bu tip organizasyonlarda kupayı dıdısının dıdısının vermesi aynı kalıyor.
En iyisi ismi değişsin bu kupaların. Adına futboldaki gibi "Süper Kupa" densin. Firmalar bastırsın parayı, isim hakkını satın alsın. Gelen paraya da okullara pota yapılsın, top alınsın.
Spor denen şeyin cumhurun da başkanının da umurunda olmaması kötü şey. Sırf gösteriş için, hiçbir işe yaramayan işlevsiz maçların oynanması daha da kötü. Kocaman basketbol camiasının senelerdir uyuması ve gık dememesi ise en kötüsü.
En iyisi ismi değişsin bu kupaların. Adına futboldaki gibi "Süper Kupa" densin. Firmalar bastırsın parayı, isim hakkını satın alsın. Gelen paraya da okullara pota yapılsın, top alınsın.
Spor denen şeyin cumhurun da başkanının da umurunda olmaması kötü şey. Sırf gösteriş için, hiçbir işe yaramayan işlevsiz maçların oynanması daha da kötü. Kocaman basketbol camiasının senelerdir uyuması ve gık dememesi ise en kötüsü.
Kupasında Değiliz...
Kupayı son anda kaybettiğimiz Efes Pilsen'in, henüz iki sene önce dopingle şampiyon olduğunu ve Fenerbahçe yönetiminin iki atar giderden sonra Tuncay Özilhan'dan fırçayı yiyince sustuğunu...
Aynı Efes Pilsen'in, Kaya Peker nam basketbolcunun transfer edilmesi suretiyle zayıflatıldığını ve Fenerbahçe'nin gücüne güç katıldığını...
Biliyor muydunuz?
Hiçbiri kupanın kaybedilmesinin gerekçesi değil elbette. 39 dakika önde götürülmüş maçın 1 dakikada kaybedilmesi de atla deve değil ayrıca.
Bizim derdimiz bambaşka ama anlatamıyoruz... Kupa gider. Başka şeyler yol almasın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













