20 Ocak 2011 Perşembe

En İyi Blog Ödülü Papazın Çayırı'na


Fenerbahçe'nin "gördüğümüz" yılları, "duyduğumuz ve okuduğumuz yıllar" gibi olmadı ama yine de insanın içine bir kez bu ateş düşünce, sırt dönüp gitmek olmuyor. Hele içine tribün tozunu oksijen niyetine çekip, tezahürat olarak salmaya ve omzunu bir kardeşine, ağabeyine yaslamaya alışmışsan, hiç olmuyor.

Kurumsallık karşısında bezginliğin her geçen gün arttığı, "Endüstriyel bakışa karşı ne yapsak olmayacak" fikrinin iyice bünyelere yerleştiği bu zamanlarda, kısacası mütekait büyüklerimizden duyduğumuz "Siz de bizim yaşımıza gelince anlarsınız" vakitlerine çeyrek kala, naçizane satırlar karaladığımız bu mesken, 1907 ÜNİFEB tarafından "2010 Yılının En İyi Blogları" ödülüne aday gösterilmiş.

Boş yere "Abdurrahman Çelebi" sıfatı taşıyan bir sürü insanın fink attığı Türkiye spor medyasında düzenli bir şekilde yer almasını canı gönülden istediğim adaşım Barış Gerçeker ve tanıdığım herkesin "Basketbol Alimi" diye hakkını verdiği kardeşim İlker Üçer de aday.

Ben, kendi namıma beni adaylığa layık gördükleri için çok teşekkür ederim. Ancak...

Hür düşünceyi, özgür insan olmayı, boynunda tasmayla gezmemeyi ve alınacak tek bir nefes için bile birilerinden icazet beklememeyi mükemmel analizler eşliğinde savunmaktan bıkmayan Erkan (PVH) kardeşim nezdinde, oyumu Papazın Çayırı'na verdiğimi de belirtmek isterim.

Dünyanın kurtulacağı yok. Velev ki kurtulacak olsun, bu "güzellik" sayesinde falan olmayacak. Haklı olduğuna inandığında, haksızın karşısına dimdik dikilebilenler taşıyacak bayrağı.

Geçen sene, "Halkın Takımı Üzerine Çirkin Bir Yazı" başlığında şunu yazmıştım:

"Biz en siktiriboktan maçtan sonra bile iskeleye, minibüs duraklarına, Haydarpaşa'ya akan dalgaya kendimizi bırakır, öyle giderdik. "Fener... Fener..." diye haykırmaktan başımız dönerdi de, bir an duralardık. Sonra yine devam... Dükkan vitrininde olsun, trafik işaretinde olsun, sarı lacivertten başka renk görünce aklımız giderdi. Ergen kafamızla saydırır, dururduk o "gayri" renklere. Şimdi Altıyol'da Beşiktaş bayrağı görünce içi burulmadan oradan geçen bir nesil yetişti."

Muhterem Fenerbahçeliler!

Fenerbahçe tribünleri için bir zamanların zafer marşlarından geriye kalan şarkının sözleri:
"Ömrümüzün son demi, sonbaharıdır artık. Maziye bir bakıver, neler neler bıraktık."

Bunu tekrar tersine çevirecek olanlar ise, ne muktedirlerin yalakaları ne de çevre edinmek için "gayri"lerin büyüklerine dalkavukluk yapanlar...

Yukarıda bahsettiğim yazı şöyle bitiyordu:


Fenerbahçe'nin "Halkın Takımı" olma özelliğini elinden almaya çalışarak, maneviyatımıza tekme tokat girişenlere, aynı Mavi Boncuk'ta Münir Özkul'u dövenlere bağıran Tarık Akan gibi bağıracağız, gücümüz yettiğince.
"Ne vuruyorsun lan ...... ......?"

Sancak, tuğ, paye, rütbe, ödül... Hepsi "Papazın Çayırı" gibi savaşanlara yakışır. Yerini bulmayan hak kalmasın.

2 yorum:

Gökhan dedi ki...

merhaba. bu konunun 1907 ünifeb forumdaki linkini verir misiniz, bulamadım da..

Canarino dedi ki...

http://www.1907unifeb.org/anket/survey.php?uid=104d264be2591b7